Üye Bilgileri.

size uygun bölümden devam ediniz.

sitemizdeki online işlemlerden yararlanabilmek için kayıt olup parolanızla giriş yapmanız gerekmektedir.
Daha önce insan kaynakları için bir parola aldıysanız o parolayı kullanabilirsiniz.

Henüz üye değilmisiniz? Yeni kayıt!

Detaylı Arama.

size uygun bölümden devam ediniz.

site içerisindeki tüm içerikte arama yapılmaktadır. birden fazla kelime aratabilirsiniz.


25 50 75 100

Yayınlanma Tarihine Göre
Eklenme Tarihine Göre
Başlığa Göre
Okunma Sayısına Göre

Başlıkta Açıklamada İçerikte

Aynen girildiği gibi
Kelimelerin hepsi
Kelimelerden herhangi biri
ODA ÇALIŞMALAR KENT GÜNDEMI MESLEKI UYGULAMA YAYIN ÜYELER EĞITIMLER ONLINE İŞL.
16 Temmuz 2018

KARARNAMELERLE CUMHURİYET KURUMLARI YOK EDİLİYOR. AOÇ KANUNU DEĞİŞİYOR. AĞAÇ KESİMİ DEVAM EDİYOR. MİLLİ KÜTÜPHANE KALDIRILIYOR. KÜLTÜR SANAT BASKI ALTINA ALINIYOR #BizSessizKalmayacağız

Arka arkaya yayınlanan kararnamelerle ilgili Mimarlar Odası Ankara Şubesi “Cumhuriyet kurumları ve birikimlerimiz, hafızlarımızı yok ediliyor.” dedi.

Konu ile ilgili açıklama yapan Mimarlar Odası Ankara Şubesi Başkanı Tezcan Karakuş Candan “Bu kararnamelerle birlikte AOÇ Kanunu değiştirildi. Milli kütüphane kaldırıldı. Devlet Tiyatrolarının ve Opera balenin yapısı değiştirildi. Ülkenin bütün sistematiğini bozan bir rejim değişikliği ile karşı karşıyayız.” dedi. 


“Çok yönlülüğü olmayan, sanattan anlamayan, ufkunu geleceğe ve bilime yönlendiremeyen yöneticiler asla devrim yapamaz.”

“Her baskı döneminde sanatla, sanatçılarla uğraşılmıştır” diyen Candan şöyle devam etti. “Almanya’da Hitler döneminde, İspanyada Franco döneminde faşizmin son aşamasında sanatçılar en ağır baskılarla karşılaşmış, sanatları ile alay edilmiş, eserlerinin halk tarafından küçümsenmesi için itibarsızlaştırılmış ve en sonunda sanatçılar ülkelerini terk etmek zorunda kalmışlardır. Hitler döneminde korkunun ve faşizmin sanat ortamını kuşatması, Paul Klee’nin Korku Maskesi’nde resmedilmiştir. Bu maskeyi taşıyan çelimsiz, ayaklı, zayıf insanlar korku ortamını yaratanların güçsüzlüğünü simgelemektedir. Sanat evrensel olarak böylesine imge ve güçlü mesajları veren zenginliği ile tek elden yönetilemeyecek kadar çok ellerde şekillenir. Sanatın çok renkliliği ve çok sesliliği ortadan kaldırılmaya çalışılırsa o ülkede yaşam biter, gelecek biter, sanatsız bir yaşam yaşam olmaz. O nedenledir ki bu ülkede yapılan tek devrim Cumhuriyet’tir, çok sesli müziğin okullarda yaygınlaşması en ücra köy okullarına kadar gönderilen Bechstein marka piyanolar, Alman faşizminden kaçan en değerli sanatçıların kurduğu sanat eğitim kurumları ve yetiştirdiği sanatçılar ile bu ülke Cumhuriyet devrimi ile çağ atlamıştır. Çok yönlülüğü olmayan, sanattan anlamayan, ufkunu geleceğe ve bilime yönlendiremeyen yöneticiler asla devrim yapamaz. Özgür bir yaşam için “sanata evet” demeye devam edeceğiz.”

“Milli Kütüphane ülkenin aklıdır, kaldırılamaz.”

Candan şöyle devam etti: “Milli Kütüphane ülkenin aklıdır, aklını kaldırarak toplumu akıl dışı bir sürece mahkûm etmek isteyen her anlayış tarihsel olarak yok olmaya mahkûmdur. Eğitimin ayrılmaz parçası olan Milli Kütüphane, sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçişte ulusal çapta bilgilerin derlenmesi ve her biri korunmaya değer eserlerin arşivlenmesinin ana mekânıdır. Arşivinizin, geçmişinizin ve üretiminizin bilgilerinin korunma ve paylaşma mekânı olan Milli Kütüphane toplumsaldır ve kamusaldır. Bu kamusal alanın adının değiştirilmesi, kanunun ve isminin değiştirilmesi, yerinden edilmesi kabul edilemez bir durumdur. Tek akla değil, milyonlarca bilginin ortasında imbiklenmiş akıllara olan inancımızla, Milli Kütüphane’nin kaldırılmasını kabul etmiyoruz. Her kurum kaldırılırken milyonlarca eseri bulunan el yazması eserlerin her birinin talan edildiği süreçleri unutmadığımız gibi, bu süreçte de tüm eserlerin başına benzer durumların geleceğinden kuşku duyuyoruz.”

“Ne AOÇ ne diğer varlıklarımız, ne de geleceğimiz artık hukuk güvencesinde değil”

Atatürk Orman Çiftliği'nde yol yapım çalışmaları için ağaç kesilmesine devam edilirken kararnamelerle AOÇ Kanunu maddeleri kaldırılıyor, AOÇ giderek tamamen talana açık bir sürece hazırlanıyor. Binicilik Tesisleri’nden açılan yol ile ilgili olarak alana 3 katlı otopark yapılacağına dair proje hazırlatıldığının bilgisini aldık. Hala ağaç kesimi devam ediyor. Kaçak Saray’ın AOÇ’deki betonlaşması devam ediyor. Sadece AOÇ değil artık memleketin her karış toprağı talan tehditi ile karşı karşıya” diyen Candan şöyle devam etti. “1.derece doğal ve tarihi sit alanı olan Atatürk’ün şartlı bağışı olan Atatürk Orman Çiftliği’nde 703 sayılı kararname ile 5659 sayılı AOÇ Kanunu’nun bazı maddeleri kaldırıldı. Sonra Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile yeniden kurulan yapılanmada, AOÇ’nin sermaye artırımında Cumhurbaşkanı yetkili. Daha önce bu yetki Bakanlar Kurulu’ndaydı. Bakanlar Kurulu'nun yetkisi olduğu her alanda yetki Cumhurbaşkanına geçmiş durumda. Artık AOÇ’de ülkenin tüm yönetimi ile birlikte, Cumhurbaşkanında. Hukuk yok, denetim yok, artık hükümet-kabine diye bir sistem yok. Bakanlar bir nevi alanlarına göre Cumhurbaşkanının sekreteryası konumunda. Ne AOÇ ne diğer varlıklarımız, ne de geleceğimiz artık hukuk güvencesinde değil.”

“Biz sessiz kalmayacağız.”

Candan açıklamaya şöyle devam etti. “Tam da böylesi dönemde ses çıkartmayanlar, en köklü yapılanmaların bir seçim sistemine bağlı olarak değiştirilmesini kabullenenler, mecliste ettikleri yeminin arkasında durmayanlar, bu süreci normalmiş gibi gösterenler umutsuzluk ortamını harlamaktadırlar. Tarih, sessizliğini bozmayanları kara sayfalara yazacaktır elbet. Biz sessiz kalmayacağız. Ses verenlerle yan yana duracağız. Varlığımızı borçlu olduğumuz Laik, Demokratik Cumhuriyete sahip çıkmaya devam edeceğiz.”

TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi Basın Birimi

Okunma Sayisi : 512
Adres : Konur Sokak 4/3 06650 Yenişehir / Ankara • E-posta : info@mimarlarodasiankara.org
Telefon : 0 312 4178665 • Faks : 0 312 4171804 • GSM Santral : 0 533 4777967
Son Güncelleme : 25.06.2019 - 23:08:47
Şu an 49 kişi online | Hukuki Şartlar ve Gizlilik Hakları